Panik Atak Nedir?

Panik Bozukluk ve Panik Atak

Panik bozukluk, aslında 1980’lerden beri tanısal olarak kabul edilen mental bir hastalık olmasına rağmen yaklaşık son 10-15 yıldır gündemdedir. Halk arasında daha çok, geçirilen sürecinin adı olan panik atak ismiyle bilinir. Panik atak, panik bozukluk olmayan insanlarda da günlük hayatın stresinden kaynaklı olarak gözlenebilir. Yani bir kez atak geçirmiş bir kişiye genellikle direk panik bozukluk teşhisi koyulmaz. Panik atak, hayati bir riski olmamasına rağmen kişinin yaşam kalitesini ciddi derecede düşüren bir olaydır. Kişi ataklar sırasında genellikle bayılacağını, delireceğini ya da öleceğini düşünür. Bu hisler panik atak geçiren birisi için o kadar gerçektir ki, teşhisi yıllar önce koyulmuş hastalar dahi bazen bu düşünceleri engellemekte zorlanırlar. Burada esas olan hastalığı iyi tanımaktır. Panik atağı yenmek mi istiyorsunuz? Bunun 2 adımı var; 1. adım “Panik Bozukluğu” 2. adım ise “Kendinizi” tanımaktır. 

Tabii biz burada kişisel olarak yapabileceklerimizden bahsedeceğiz, bunların yanında doktorunuzun verdiği ilaçları kullanmanız ve doktorunuzla olan seanslarınızı aksatmamanız çok önemli. 

Panik Bozukluk ve Panik Atak
Panik Bozukluk ve Panik Atak

Panik Bozukluk

Öncelikle panik atak geçiren bir insan neler yaşar, neler hisseder bunlardan bahsedelim. Bunu size biraz da kendi deneyimimi öyküleştirerek anlatmak istedim. Bu sayede siz de panik bozukluğu olan birinin yaşadıklarını (ya da siz de bu hastalıktan mustaripseniz kendi yaşadıklarınızı) farklı bir bakış açısından görebileceksiniz.

Panik Atak Sırasında Yaşanan ve Hissedilenler

İlk Atak

Yolda yürüyorsunuz, işinize ya da okulunuza gitmek üzere yola çıkmışsınız. Her şey normalken aniden kalp atışlarınız hızlanıyor, elinizde olmadan nefes alış verişleriniz de sıklaşıyor. Kalbinizi tutuyorsunuz sanki elinizle atışlarını yavaşlatmak istercesine ama nafile. Nefesiniz adeta kalp atışlarınızla yarışıyor, elinizde değil ikisini de yavaşlatamıyorsunuz. Tam o esnada başınızdan aşağı kaynar sular dökülüyor ve elleriniz karıncalanmaya başlıyor. O kadar korkuyorsunuz ki adeta ölümü bekliyorsunuz. En sonunda bir gayret atıyorsunuz kendinizi hastanenin acil servisine. Tetkikler yapılıyor, doktorlar bir yandan sizden kan alırken bir yandan da sizi telkin etmeye çalışıyorlar ama siz doktoru gördüğünüz anda –yani kendinizi emin ellere teslim ettiğinizde- zaten yavaş yavaş kendinize gelmeye başlıyorsunuz. Tahlil sonuçları geliyor her şey tertemiz ve size bir psikiyatri servisine danışmanız gerektiğini söylüyorlar.

İlk Atak-Panik Atak
İlk Atak-Panik Atak

Panik Atak Tekrarlıyor

Belki günler, belki aylar sonra aynı şeyler tekrar yaşanıyor. Kalp atışları aynı o günkü gibi hızlanıyor, nefesiniz sıklaşıyor ve eller karıncalaşmaya başlıyor ama bu sefer soğuk soğuk terlemeye de başlıyorsunuz. ‘’Bu farklı bir şey’’ diyorsunuz kendi kendinize ‘’Bu sefer kesin ölüyorum’’, tekrar acil servise gidiliyor ve tetkikler yapılıyor. Sonuç yine aynı ‘’Mükemmel derecede sağlıklısınız ancak psikiyatri servisi ile görüşmenizde fayda var’’ diyorlar. Sanki az önce onca şeyi yaşayan siz değilmişsiniz gibi. Ama bu kabul edilebilir bir şey değil, 2 dakika önce ölmek üzereydiniz ve buna o kadar emindiniz ki! Sizi muayene eden doktor bir şeyleri gözden kaçırmış olmalı. En güzeli bir kardiyoloğa görünmek, kesin kalbinizde bir şeyler var.

Doktor randevunuzun zamanı geliyor. Muayene odasına giriyorsunuz ve başınızdan geçenleri doktora bir bir anlatıyorsunuz. Aklınızda dolaşan birçok düşünce var, doktorlara da güvenemiyorsunuz ki. Sonuçta en son siz o kadar kötü haldeyken, size bir sorun olmadığını söylediler. Doktorunuz elinde sonuçlarla geliyor ve kalbinizde hiçbir sorun olmadığını söylüyor. Biraz da hayal kırıklığına uğramış halde çıkıyorsunuz odadan. Doktor bir sağlık sorunu bulsaydı en azından bana ne olduğunu bilir ve tedavi olurdum diyorsunuz içinizden. Sizin psikolojik bir sorununuz yok ki, hayatınızda her şey önceden nasılsa şimdi de öyle. Kalbinizin atışlarını durduramamanızla, nefesinizi dengeleyememenizle psikolojinizin ne alakası var?

Ruhsal Hastalıkların Tanı ve Tedavisinin Önemi

Panik bozukluk gibi mental rahatsızlıklarda maalesef ki kişiler yaşadıklarını “hastalık” olarak görmüyor ve göz ardı etmeyi tercih ediyorlar. İlginç bir şekilde insanlar kanser, tümör, fıtık, grip, migren, diyabet, tansiyon ve bunun gibi aklınıza gelebilecek hastalıkların hemen hiçbirinde bir uzmana görünmekten çekinmeyerek tedavilerini olurken, özellikle ruhsal hastalıklar söz konusu olduğunda doktora danışmaktan kaçınıyorlar. Bu durumun en büyük nedeninin halk arasındaki “Psikiyatrist: Deli doktoru” düşüncesi olduğunu düşünüyorum. Karşısındakine hakaret eden birinin “Deli misin?” “Ruh hastası!” gibi sözcükler kullandığını duymuşsunuzdur. Hiç biri birbirlerine “Kanser hastası!” diye hakaret etmezler. Bu şekilde konuşan insanlar genellikle bilgisiz ve cahil olmakla birlikte, ne acıdır ki bahsi geçen tabirlerin toplumumuzda aşırı derecede kullanımı belki sizi dahi etkileyerek kullanmanıza neden olmuştur. Çünkü çok küçük yaşlardan itibaren, övgü ve beğenide olduğu gibi nefret ve hakarette de, kullanılan sözcükler ve ifade ettikleri duygular beynimize işlenir. Dolayısıyla psikiyatriste muayene olma düşüncesi de insanlar tarafından bir hakaret olarak algılanır. Halbuki ruhumuzun da en az bedenimiz kadar bakıma ve tedaviye ihtiyacı vardır. Eğer mutlu, sağlıklı ve verimli bir yaşam istiyorsanız bedeninize olduğu kadar ruhunuza da bakmanız şarttır. Sonuç olarak, siz de panik atak nasıl geçer sorusuna yanıt arıyorsanız, yapacağınız ilk ve en önemli adım sorunu kabullenmek ve bir uzmana başvurmaktır.

Ruhsal Hastalıkların Tanı ve Tedavisinin Önemi-Panik Atak
Ruhsal Hastalıkların Tanı ve Tedavisinin Önemi-Panik Atak

Kabullenmeme

Yaşadığınız şeyler aralıklarla kendini tekrar etmeye başladığında, bir umut bir psikiyatristten randevu alıyorsunuz. Doktor, sizi dinliyor, durumunuzu değerlendiriyor ve Panik Bozukluğunuz olduğunu söylüyor. Yaşayacağınız ataklar ile ilgili sizi bilgilendiriyor, tedavinin sizin hastalığı tanımanızla başlayacağını anlatıyor ve size kullanmanız için ilaç yazarak sonraki görüşmeniz için randevu almanızı söylüyor. Durumu anlattığınız kişiler, belki aileniz belki arkadaşlarınız, yaşadıklarınızı korkuyla dinliyorlar ama tüm tetkiklerinizin temiz çıktığını ve doktorun Panik Bozukluğu teşhisi koyduğunu duyduklarında, size en son ihtiyacınız olan cümleleri kuruyorlar;

Biraz kendine hakim olmaya çalış.

Sen bundan daha güçlüsün.

Bence biraz abartıyorsun.

Sakin ol.

Siz abartmıyorsunuz, hatta belki de yaşadıklarınızın yalnızca bir kısmını dile döküp anlatabiliyorsunuz. Korkmayın, yalnız değilsiniz…

2 Comments

  1. Adem
  2. Merve

Leave a Comment